• Dolar Alış / Satış: 3.699 / 3.705
  • Euro Alış / Satış: 4.345 / 4.352
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 07:18
  • Öğle: 12:55
  • İkindi: 15:49
  • Akşam: 18:19
  • Yatsı: 19:39
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Geç kalmamak gerekiyor

7 Nisan 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
126 defa okundu.

Pek farkındaymış gibi davranmıyoruz ama biraz koyu renkli, sisli ve sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Uzun bir süredir peş peşe gelen referandum- yerel ve genel seçimler- yine referandumlardan oluşan bir siyasi süreç yaşadık. Aynı süreçte uluslararası nitelikte siyasi çekişmeler, küsmeler ve barışmalar da yaşadık. Herkese kızdık, bize kızanlar da oldu. Toplum olarak hep bunların aşılmasını bekledik.

Bu arada içerideki etnik ayrışma sorunumuzu çözebilmek amacıyla siyasi müzakereler yaptık. Sonuçta başlangıç koşullarından daha sert bir çatışma ortamına sürüklendik. Terör iyice tırmandı. Süreçte buna cihatçı terörü de ekledik. Suriye’deki çözülmeyi sanki bize Orta Doğu’nun yollarını açacak bir imkanmış gibi algıladık. Yanlış algılamışız, tersine içerideki sorunlara bir de Suriyeliler sorunu eklendi. Bu arada siyasi iktidarımıza yolsuzluk iması yapıldı. Ortalıkta belgeler falan uçuştu. Ama siyasi kadrolara karşı güvenin sarsılması dışında bu girişimden somut bir sonuç çıkmadı. İçeride bu vartayı siyaseten atlattık ama dış yansımalarına hakim olamadık. Sonuçta, ABD meseleyi kaşımaya başladı. Bizim de aklımızın ve kulağımızın bir boyutu bu işe takılı kaldı.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de askeri kalkışma girişimi yaşadık. Uzun süre iktidar ortakları olarak yaşayan, karşılıklı olarak her isteneni birbirlerine veren, her türlü imkanı paylaşmış olan siyasi kadrolar birden ayrı düştü. Ortaklar arasında güçlü bir gerilim olduğunu taraflardan birisi bu gerilimi silah zoruyla çözmeye kalkışınca anladık. Biraz amatörce yapıldığı ortaya çıkan kalkışma bastırılınca bu kez FETÖ başlığı altında muazzam bir temizleme-yıldırma operasyonu başladı. Bunun için uygun bir çerçeve olarak OHAL devreye sokuldu. Asker, sivil ne varsa toparlayıp içeriye aldık. Bütün bunlar olurken ekonomi yavaşladı ve büyüme eksiye geriledi. İşsizlik ve enflasyon el ele yükseldi.

Son yıllarımızın kaba bir özeti böyle. Son yıllarda yaşadıklarımız etrafımıza koyu bir belirsizlik duvarı ördü. Süregelen belirsizlik bizi “bekleyen insanlar” toplumuna dönüştürdü. Hep tedirgin, hep kaygılı bir bekleyiş içinde olduk. Tedirginlik ve kaygı ileriye dönük beklentilerimizi biçimlendirdi. Dönemin büyük kısmında karamsar bir toplum görüntüsü verdik. Belirsizlik bizi kararsızlığa itti. Kararsızlık hareketsizliği besledi. Adeta durduk ve bekledik. Bu süreçte dünyada yalnızlaştığımızı söylemek hata olur. Adeta tarihin özel bir dönemi yaşanıyordu ve herkes buna ayak uyduruyordu. Biz de dünyaya ayak uyduruyormuş gibi yaptık, kopmadık.

2008 küresel krizi dünyanın merkezinde oluştu ve dünyayı koyu bir durgunluğa sürükledi. Neo liberal politikalar bu ölçüde bir duraklamayı çözmeye yetmedi. Sorun mevcut imkan ve bilgi birikimi ile aşılmaya çalışıldı. Olmadı. Dünya kıpırdamadı. Merkezden gelen durgunluk ivmesi herkese bulaştı. Biz de herkes gibi büyüyememe konumuna düştük. Aslında bu konum hala pek yerleşik biçimde değişmiş sayılmaz. Neo liberal anlayışın dirençli olmasının bunda payı var. Öte yandan, küresel ölçekte yeni bir dönüşümün ayak sesleri de duyuluyor. Siyasette ve ekonomide yeni arayışlar gün geçtikçe ivme kazanıyor. Yeni bir teknolojik atılımın ilk işaretleri geliyor. Bu yeni bir dinamiktir. Biraz daha güçlenince hem siyasi modeli hem de ekonomik modeli değiştirip, yenileyecektir.

Bu yenilenme rüzgarı bizi de yakalayacaktır. Buna hazırlıklı olmak gerekir. Yoksa bu kez dünyadan düşeriz. Bu günden bakınca gelmekte olan yeni siyaset anlayışın sürükleyici ögesinin demokrasi ve insan haklarına saygı olacağı görülüyor. Bu çerçevede ekonomik öncelik de insanca yaşama uygun bir gelir dağılımına verilecektir. Beklemekle bunları gerçekleştirmek, yeni iklime hazırlıklı hale gelmek mümkün olmaz. Takılı kaldığımız bu bekleme modunu bir an önce değiştirmemiz gerekir. Tek boyutlu nafile siyasi arayışlar bu açıdan yeterli olmaz. Böyle bir toplumsal dönüşüm için yeterli desteği de sağlamaz. Bunun yerine çok katılımlı bir demokrasi şöleni ile güvensizliği aşıp, herkesin işini aşını kollayan bir programla yola koyulmak gerekir.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN